KİŞİSEL ANLATILAR ÇAĞI/ HİKAYESİZ BİR DÜNYA

İnsan hikâyeler anlatan bir varlık. Hepimiz bu dünyada tutarlı, mutlu sonla biten bir hikâyemiz olsun istiyoruz.Ani yalpalamaları, keskin dönüşleri, savruluşları da o uzun ve bütün hikâye içinde bir yerlere yerleştirmek, boşa yaşamadığımızı kendimize söyleyebilmek derdindeyiz.
Oysa hikâyelerin değer yitirdiği, özünün boşaldığı,büyük anlatıların tarihe karıştığı bir dönemde yaşıyoruz. “Aydınlanma öldü,Marx öldü,işçi hareketi öldü ve artık yazar da kendisini iyi hissetmiyor.” diyor bir yazar. Artık hayatlarımıza anlam vermeye ve sorumluluklarımıza bir meşruiyet kazandırmaya devam eden hikâyeler, sadece kişisel hikâyelerimiz. Benliklerimizi kahramanlaştırdığımız hikâyeler yazıyoruz: Kişisel mitler, bizi diğer insanlardan ayıran ve biricik kılan anlatılar…
Küçük anlatılar çağında, hiçbir hikâye hayatın anlamını tek başına açıklamaya yetmiyor…
(...)
Kemal Sayar, Kalbin Direnişi.

4 yorum:

  1. ya ben bi şey diicektim, şu yorum gönderin altında yazan açıklamayı okuyunca, gülmekten diyeceğimi unuttum :D ama üşenmedim yazdım bi şeyler ;)

    YanıtlaSil
  2. Ehe he:) üsenmediginize sevindim ben de.

    YanıtlaSil
  3. Marx sahiden öldü mü patron?

    YanıtlaSil
  4. Tevatür. Kuvvetli hem de:)

    YanıtlaSil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)