Sayfalar

2 Ocak 2018

EŞKAL-İ ZAMAN : İSKELEDE

 iskelede kalabalık ile ilgili görsel sonucu



                          

  "Türkler, vapurlara,tramvaylara, trenlere   binip  çıkmayı henüz öğrenememişler." Eşkal-i  Zaman, Ahmet Rasim,1918

                                                              ****
Turnikelerin önünde hatırı sayılır bir kalabalık. Gençten bir kadın:

- Nisasu! Girme kızım oraya!


Yaşlıca bir kadın güvenlik görevlisine:

- Ay evladım bir bakıver, kartı tuttum ama açılmadı demir zıkkımı.
- Kartı bastın mı teyze?
- Bastım, bastım.
- Şuradan geç öyleyse.

Görevli, engelli geçiş bariyerinin kapısını içeriden açar, yaşlı kadının geçmesini sağlar.

Kırklı yaşlarda, kıravatsız takım elbiseli, kısa saçlı bir erkek:

- Bu ne biçim belediyecilik, bu ne biçim ulaşım! İnsan sefer sayısını artırmaz mı, senelerdir böyle itiş kakış!... Söylenmeye devam eder.

Moda olduğu üzre, tayt üzerine trençkot giymiş, saçları çıtçıtla beline kadar uzatılmış bir genç kız. Yanındaki tahta sakal, buruşuk suratlı, zayıf bir oğlana:

- Üfff, amma kalabalık. Dışarıda yer bulsak bari, martılara simit atardık değil mi aşkitom?
- Kapı açılsın hemen ilerleriz aşkım. Gel şöyle. Sevgilisinin elinden tutar, önündeki kalabalığı yandan yararak ilerlemeye çalışırlar.

Bir ses:
- Saygısız! Tabakhaneye mi yetişceniz? Erkenden binince erkenden mi kalkcak vapur?

Yandan başka bir ses:
-Şimdiki gençler hep böyle saygısız. Eskiden böyle değildi.

Bir başkası:
- Otobüslerde de yer vermiyorlar. Yaşlı birini gördüler mi ya uyuyor numarası ya da  telefonlarına gömülüyorlar.

Bir kadın:
-Arabayı şöyle kenara çeker misiniz lütfen?
-N'olacak ki, hepimiz eninde sonunda bineceğiz, bu ne acele anlamıyorum ki!
- Kenara çekseniz ne var yani hanımefendi, bir sürü yer kaplamışsınız, baksanıza arkada millet turnikelere kadar sıkışmış!
- Ne yani, çocukluyuz diye dışarı da mı çıkmayacağız!
- Haydaaa!

Başını sallayıp öne doğru ilerler.

Vapur yanaşır. Kaynaşma başlar. Öncelik vapurdan inenlerdedir: Yeni uygulamaya göre inişler tamamlanmadan iskeledeki kapı açılmıyordur.

Kot pantolon, kazak, mont giyimli bir kadın yanındaki arkadaşına:
- İyi olmuş böyle. Neydi o eskiden inenler binenler, hurra bir itiş kakış. Ya, bizim milletimiz medeni değil. Ne var birazcık beklesen de herkes inse, kalabalık dağılsa. Daha iskeleye bir metre kala hooop atlayıveriyorlar vapurdan. Denize düşeriz ya da kafayı bir taşa çarparız diye de düşünmüyorlar. Kaç tanesi öldü böyle değil mi ya!  Yok adam olmaz bu millet!

Altı, yedi yaşlarında, pembe kabarık etekli, simli pabuçlu bir kız çocuğu:

- Anne, Berk saçımı çekiyor!

Bebek arabasını tutan anne:

- Berk uslu dur oğlum. Ayrılmayın anneannenizin yanından.

İki kafadar:
- Öff, ne  çok insan indi be! Hafta içi bu kadar kalabalık ne arıyor kalkmış bu yakaya gelmişler. İşleri güçleri yok anlaşılan.
- Sen niye geldiysen onlar da o yüzden gelmişlerdir işte.
- ?!
İnenler bitince kapılar açılır. Tekrar bir itiş-kakış:
- Öküz! Yavaş be!
Duymaz.

- Kızım tut anneannenin elini! Bırakma diyorum sana! Berk sen yanıma gel annecim. Nisasu, tut dedim, bağırtma beni!
- Bana ne ya, çok sıkıyor elimi!
-Nisasu dedim!

İki kirpi saçlı delikanlı, nefes nefese:

- Koş kanka koş!
- Yetişiriz merak etme.

Turnikelere gelirler. İlk geleni:

-Tüh!
- Ne oldu?
- Bakiyeniz yetersiz diyor. Sende var mı?
- Bakarız şimdi.

Kartı turnikeye tutan ikincisi sadece kendisine yetecek bakiyeyi görür.

- Bende de tek gidişlik varmış. Napcaz?
- Otomatikten yüklerim ben şimdi.
- Kaçırırsın ama.
- Kaçırmam, bekle.

Ok gibi fırlar.

Yine, günün modası olduğu üzere geyik desenli taytının altına,  mala gibi biçimsiz tabanlı, topuksuz, boğazları kürklü botlar giymiş, brezilya fönlü saçlarını savura savura mesaj yazan genç kız, yanındakine bakmadan:

- Bebeyim, Berkaylarla takıldığımız yer var ya, karşısına harika bir vafılcı açılmış. Oraya gidelim mi?



8 yorum:

  1. Ay ne güldüm �� Yüreğine sağlık canım

    YanıtlaSil
  2. Ayyy okurken içim daraldı cidden :)) çok yaşadık böyle sahneler, şimdilerde İzmir' de ferah feza sakin bir hayatta olmak cidden iyi geldi.. elinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahmet Rasim'in Eşkal-i Zaman'ında vardır böyle bir vapur bölümü. Taa 191o'lar filan İstanbulu.
      konak'ta iskelede yine ana tavırları değişmemiş görünce ben de yazayım demiştim:)
      İzmir İstanbul kadar değil tabii. İstanbul her gidişimde ürkütüyor beni:)

      Sil
  3. On numara olmuş yazı. Ahmet Rasim'le açılış da öyle. Bir de asansör kapısı versiyonu var bunun. Sanki içeriden birileri çıkmayacakmış gibi kapının önüne yığılıveririz. Niye biz böyleyiz ya? Sabah sabah yine asabım bozuldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay bozulmasın, gülümsetsin tersine:)))

      Temelden bozuğuz biz Seda hanımcım; çekiçle mi düzeliriz artık bilmiyorum...

      Sil
  4. müthişsin Narda'cım, gerçekten de vapur istasyonları harika gözlem yerleri, çok keyifli bir yazıydı, eline sağlık, sevgiler, iyi seneler:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahmet Rasim'in yazısına öykündüm, üstteki yorumda da yazdığım gibi. O kalabalık arasında bir köşede sakince oturup bakmak gerekiyor bazen. Hangi tür kalabalıksa artık önümüzdeki...

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)