25 Ekim 2017

NE HALE GELDİM?

Öncelikle kesinlikle beddua filan var bu işte. Ya da başka bir kozmik nane. Böyle miydim evvelden.



Tv'de adinin adisi bir filmde, zaplarken birkaç saniyeliğine gördüğüm bir ağlak sahnede bakıyorum gözlerim dolmuş!

Beli bükük, boynu titrek bir ihtiyar görsem, daha yanımdan geçip gitmeden gözlerim doluyor. Sanki kimsesi yokmuş da öyle ortalarda melul melul dolaşıyorlarmış gibi bir hisse kapılıyorum:(  Buradaki yeni komşum alzheimer annesinin ölümünü anlatırken başladım ağlamaya. Kadın benim gözyaşlarımı görünce ağlamaya başladı. Düşünün artık. Rahmetli babamın hastalığından dolayı belki de. Belki de ileride ben ne olacağım korkusu bilinçaltıma yerleşen.


Tahlillerimi beklerken de doluyordu gözlerim olmadık anda; market kasasında beklerken, dolmuşta, ıhlamurların sararmış yapraklarına bakarken, okuldan çıkan şamatacı çocuklara gözüm takıldığında, şu elbiseyi o randevum için almıştım - gerçekleşmedi- diye düşünürken... Her şey temiz çıkınca da gözlerim hep dolmaya devam etti (yalama oldu sanırım) devasa çınarları ve uzay filosu gibi serçeleri gördüğüme sevinirken, güz güllerini koklarken, şükrederken...

Ramazanda gece yarısı yolun kenarında acı acı tek başına miyavlayan kedi yavrusunu neden eve getirmedim diye de ağlamışlığım var, iftarda yanı başımızdan kovalanmasına göz yumduğum adama da ( Timur. Sonradan öğrendik. Bildiğimiz hikayelerden, mahallenin delisi)

Sonra durup durup babamın sesini duyuyorum, sanki öksürüyor yan odadan. Daha ne olduğunu anlamadan gözyaşlarım kendini dışarı atıyor.

Sonra mesela Koray Avcı "ne bu gönlümü avutabildim" diyor, başlıyorum sulanmaya, ya da Cem Adrian " ne zamnki bu canım sağ" diyor, ya da bir başkası ela gözlüm ben bu elden gidersem diyor, ya da  deniz üstünde fener diyor, ya da don't be shy, ya da how can i tell you diyor müzikçalarımda... sonuç hep aynı sululukta!

O kadar sıkıntı vermeye başladı ki bu durum... Nefret ediyorum bu kadar kolay ağlayabilmekten!



Sık sık geçmişi düşünmemle mi ilgisi var? Yaşlandığımızı... Belki. Ama bundan fazlası da var.

Hayatın kendisi buna sebep. Böyle kocaman, böyle muhteşem, böyle yakıcı bir hayat... ve böyle sonlu...








Sadece bunlar değil elbet ne hale geldim derken anlatacaklarım.


Mesela yediğimiz içtiğimiz... hangi yöne dönsek bir uzman, bir bilmiş, kansorojen, zehirli, katkılı, hormonlu gıdalardan bahsediyor. Hiçbirinin güvenliği yok, denetlenmişliği yok, organik belgelerinin geçerliliği sorgulanır vaziyette; oraya bir organik etiketi basmakla olmuyor o iş; sonra mesela çiğ sütten yoğurt yapıyorum, bu kez de ineğe verilen  ilaç- hormonlar süte de geçmiş midir ki kuşkusu yaşıyorum. Diyet için tambuğday ekmeği öneriyorlar, birisi çıkıp buğdayın da genetiğiyle oynanmış, o ekmekten de hayır gelmez, bu toprakların orijinal, oynanmamış buğdayı lazım diyor.

Enver Aysever buradaki konuşmasında "Türkiyenin mallarını hiçbir ülke almak istemiyor. Niye çünkü kansorojen. Benim oğlum neden on yaşında kanser olsun ki! Böyle bir ülke burası!" Diye feveran etmişti bir soruyu cevaplarken. Aklımdan hiç çıkmıyor mesela.





Onu yeme bunu yeme ne yiyeceğiz sorunsalına döndüm. Evde yemek pişiremedim birkaç gün resmen. Sadece gıda mı? Duş jelinden şampuana, sıvı sabundan makyaj malzemelerine, bulaşık detarjanından yumuşatıcılara kadar elimizin altındaki her şey zararlı. Oradan  buradan ev yapımı deterjan reçeteleri devşirmeye koyulacağım artık.

Sonra, yok ABD vize krizi, yok İdlip operasyonu, yok 82 Musul, yok belediye başkanlarının zorunlu istifası, yok şu yok bu... Siyasetle yatıp siyasetle kalkıyoruz. Her konunun uzmanı ve mağduru olduk. Ekonomi kötüye gidişini hızlandırdı. Aklı başındaların öngörüleri gerçekleşiyor yavaş yavaş :( Dibi göreceğiz ki yukarıya çıkabilelim diyenlerin dedikleri de doğru çıkar umarım zira yeterince dipteyiz gibime geliyor.

Sonunda, psikolojim mi bozuk diye sordum beyefendiye. Kibarlık etti sanırsam, ya da kıyamadı bana;  yok canım dedi. Sarıldı yumuşacık. Tabii benim gözler yine nanay...

Bozuk bozuk. Ben biliyorum kendimi:)

Olsun. Çünkü umutsuz olmanın manası yokmuş, şu an onu anladım. Yaşıyoruz nihayetinde. Öyle ya da böyle. Buradayız, bu anda, bu topraklarda, bu gezegende. İşler kötüyse, böyle kalmaması için çalışacağız; buna fikir üretmek, tartışmak da dahil, gına gelse de... Zor ya... güçlü olmak gerek.



 
İTMİYCEM İŞTE!






16 yorum:

  1. Belki güzel ve hayırlı bir haberdir yaa, hani evlenmiştin ya bebek geliyordur belki ben böyle güzel bir şeye yormak istedim. İyi düşüneyim iyi olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Göğüs agrilarim vardı. Süt kanallarim genisliyormus. Bebek yok ama vücut o yolda ilerliyor kendi kafasına göre:))

      Sil
  2. Tablo pek iç açıcı değil malum...Bir de senin şu tahliller girince devreye biraz canın sıkılmış anlaşılan.Çok düşünmemek lazım be Narda. Yoksa cidden delirecek gibi oluyor insan.
    Beyefendiye selamlar,saygılar... Yumuşacık yumuşacık baksın gözlerine, bi'şeyciğin kalmaz;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten dusunmemek lazım. Böyle bir ülkede yaşamanın başka yolu yok.
      Ahah ha, aleyküm selam.

      Sil
  3. Siz üstünüze alınmayında,bu pis dünyadan ölsekte kurtulsak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kısa ve temiz çare gibi görünüyor bazen. Ne yazık ki.Ölümü bile bozdular hem... Biz yine de güç kuvvet dileyelim.

      Sil
  4. Biraz depresif dönemdeyiz galiba.
    Burnunda tampon, gözlerim mor halkalar içinde açılmıyor. Iki gündür de uyuyamıyorum. Yutkunamıyorum, nefes alamıyorum. Buna rağmen geleceğime dair güzel umutlarım var. Haberleri aktif olarak takip etmeyelim uzun zaman oluyor. Organik meselesinde de her uzmanımı diyene inanmıyorum. Inandığım tek şey kendi köyümde geleneksel olarak yetiştirilen ürünler. Çok şükür hala ulaşılabilirler.
    Umarım bu dönemi en kısa zamanda atlatırsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aman allah korusun, depresyon felan:))

      geçmiş olsun, tampon filan, ameliyat? Umut olmazsa insan yaşamıyor ki...

      Köyünüzün adresini alayım:) Valla ben de gözümle görmeden inanmıyorum. E göremediğim için de böyle oluyor:(

      Sil
    2. Hemen köyü tarif ediyorum. Merkez camii arkanıza alıyor sağdan sağdan çeşmeye varıyorsunuz. Mis gibi temiz havayı içinize çekip buz gibi sudan avucunuzla su içiyorsunuz. Buradaki hikmet avuçla su içmede. Kollarınız yüzünüz gözünüz su içinde kalmalı:) şaka bir yana değişiklik her zaman iyi gelir. Lüks beklentisi olmadan sadece huzur arayarak.
      Ben değişikliği cerrahi müdahalede buldum o ayrı dava. Ne demişler " hocanın dediğini yap, yaptigini yapma"
      :) :)

      Sil
    3. Annemin köyünde aynen öyle icerdik suyu. Gece bol yıldızlı gök. ... ne güzeldi. ..
      Ofli hoca misal he:)

      Sil
  5. olsun olsun mevsim değişikliğindendiiiir :) çocukluğa özlem veyaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne geçmez mevsimmiş yav:)

      valla özlem değil de bir "nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarıııımm" teranesi galiba:)

      Sil
  6. Kalbinde merhamet olmayanın gözünde yaş da olmaz. "Ağlamak güzeldir" Narda.

    İyilikle kalın.

    YanıtlaSil
  7. Kendimi gördüm şu anda resmen. Her şeye ağlama hastalığına kapılıp ben de soruyorum psikolojim normal mi diye :) ya da markette elim bişeye gittiğinde yok ya bunda katkı maddesi çoktur sağlıksızdır diye bıraktığım çoktur. Deliyiz biz :)

    YanıtlaSil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)