1 Ağustos 2017

CENNET HAYALİ VE DİĞERLERİ

                                                    


Bir bebeği, küçük bir çocuğu vefat eden anne babalara, sanırım onları teskin etmek için*, körpecikken hayata veda eden bu "günahsız, masum" evladının, cennetin kapısında durup onları beklediğini, dünyada yaşadıkları bu evlat acısına dayanıp sabrederlerse, isyan etmezlerse, öldükten sonra ellerinden çekip yanlarına, cennete alacakları söylenirdi. Hâlâ da söyleniyor, biliyorum.


Cennete girmek kolay mıdır, zor mudur bilmem ama (cennete inanıp inanmamak da bir yana, cennetin, ona inananlar tarafından kıt hayal güçleri ve en başta bedenin acı verici kısıtlamalarından kurtuluş olmak üzere çeşitli tasavvurları; sonsuz ve sorunsuz seks, doya doya yeme içme, kusursuz bir tabiatta üşümeden ya da donmadan yaşayabilme, genç, güzel ve sağlıklı olarak kalma gibi tasavvurları konu dışında kalsın) Yunus Emre'nin meşhur ve benim de çok sevdiğim deyişiyle "gök ekini biçmiş gibi" yani, gök renginde, yeşil, daha olgunlaşıp sararmamış buğdayların, sanki bir cellat elinde, biçilip ziyan edilmesi gibi çocuk ve gençlerin ölümü daha bir acı verici...

Bir cennet sakini ve müjdecisi olarak bu ölü canların masum, günah-sevaptan azade olmalarının dini temeli nedir diye sorulduğunda, daha bize ortaokul sıralarında öğretilen, İslam dininde, akıl-baliğ olmamış, yani ergenliğe girmemiş kız ya da oğlanların namaz, oruç gibi ibadetlerden sorumlu olmadıkları bilgisi aklıma geliyor.  

Günah kavramı daha onlar için çalışmaya başlamamıştır, Yaratıcı onların hatalarını haylazlık, çocukluk, düşüncesizlik olarak kaydeder...?

Bu tam olarak böyle değil elbet, ama buna yakın sanırım.
 
Peki on yaşındaki bir kız çocuğunun âdet görmesi, bir oğlan çocuğunun "ihtilam" olması onu büyütür mü?

Çoğumuz hayır cevabını verdik sanırım.

Bir adım daha ileri gidiyorum, büyütmediği gibi namaz niyaz ve oruçtan da sorumlu yapmaz. Olsa olsa bu hüküm, ibadet alışkanlığının kazandırılması için bir başlangıç noktası, bir işaret taşıdır. (Kendimden biliyorum.)

Çünkü...

Çünkü insan o kadar geç büyüyen bir varlık ki...

Antropologlar ve bilmem neci diğer bilimadamları insanoğlunun varlığının başlangıcını giderek daha eskiye, bilmem kaç bin yıla dayandırsalar da, dünya, sayılamaz miktarda insan cesedini içine alıp yutmuş olsa da;

İnsanoğlu hep geç öğrenecek, tekerleği değilse de, her bir bireyde kendini ve hayatı hep yeniden öğrenip anlayacak...

Ve bunu - bir şeyleri- anladığında, anlamaya başladığında yaşı kırkı geçmiş olacak... hatası, günahı, sevabıyla...

Bir imam hatip mezunu edebiyatçının, insanın akıl-baliğ yaşının ancak kırk olduğunu ve bunu başka bir hipotezin delili yaptığı facebook yazısını hatırlıyorum. O hipotez bir yana, insanın, yaşadıkça derinden, gerçekten öğrendiğine inanıyorum. Yoksa rakam olarak kırk ya da ellinin doğrudan bir işlevi yok.

İşin önemli bir yeri de şu ki sürüsünden, çevresinden, ön kabullerden ayrılamamış bir insan, sorgulamadan, yaşadıklarından sonuçlar çıkarmadan, vicdanını çalıştırmadan, derin düşünmeden yaşadıkça gerçek bir olgunluk yaşından da söz edilemeyecek...


Hayatın hayhuyu içinde yaşlanıp gidiyoruz. Taa Mısır papirüslerinde yazılıymış " Ahir zamana kaldık!" diye. Zamanın böyle birden geçip gittiğini kıyamet alameti saysam da belki de hep böyleydi biz insanlar için: Hayat birdenbire geçip giden bir "şey"...

En büyük amcamı bu pazar kaybettik. Aramızda bir amca- yeğen ilişkisi hiç olamadı ama onun vefatı bir parça benim de vefatım oldu sanırım.


Bu yazıdaki düşüncelerim, ki büyük bir kısmı söylenmemiştir, bu vefat dolayısıyla kendini gösterdi.

Allah rahmet eylesin... son tahlilde hepimizin bu duaya ihtiyacı olacak...


*: Bu söylem bir hadis midir, hadisse ravileri sağlam mıdır :) Yakınlarda, ekranlarda tanık olduğumuz doğru hadis- zayıf hadis vb.tartışmalarına da bir andaç olsun bu dipnot...


2 yorum:

  1. Ne yazik ki belirli bir yasa gelip anlamayan çok insan da var. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef. İşte asıl o zaman boşa yaşanmış olur. ..
      Sevgiler bizden:)

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)