27 Eylül 2016

EMEKLİ KADINLARA YER VERİN

Şimdiki durak"  deyip bir es veriyor metronun sesi, "Poligon".  Çocukluktan beri Poligon deyince aklıma atış yapan polisler gelir. Sanki o durakta bir işim olsa ve insem kör kurşunların arasına düşeceğim.
 


Kafamda uçuşan bir sürü şey... bugün iyiyim diye düşünsem komşunun eşeği ahırda kalır ve ben ona da üzülürüm. Böyle böyle durağımı kaçırdığım çok oldu son aylarda.
 


Sakalına kurdele bağlamış adama bakamıyorum, midem bulanıyor o ip gibi sakalını gördükçe. Elimde değil.  Birisinin elinde bir gazete; başlık Cerablus... Tayyipgille fetögil elele verdiler, ülkenin ağzına sıçtılar diye geçiriyorum aklımdan. Demek ki neymiş kızım Narda diyorum kendi kendime, namaz, oruç, başörtüsü filan ölçü değilmiş, bundan sonra ölçü kabul etmiyorum islamlığa bunu. Özünde ahlak  (ahlak deyince içine  akıl , adalet ve vicdanı alan bir tanımım var benim) olmadan bunların bir önemi yokmuş. Ve ben herkesin bunu böyle bildiğini sanıyormuşum! Her zaman dini inançlarımın kuvvetliliğine dayanarak  yola devam etmiş olan ben, artık tesettürlü bir hemcinsimi görünce bile başımı çeviriyorum. O kadar soğuttular beni. İki tesellim var, her zaman araştıran, soru sorabilen biri oluşum; belki yeteri kadar olmamışsa da bundan sonra çok daha iyi bir performans sergileyeceğimden eminim. İkinci tesellim de hayatımın hiçbir döneminde Allah'tan başka kimseye boyun eğip el pençe durmayışım, hiçbir yerde torpilimin olmayışı... İyi ki de böyle olmuş. Zaman zaman kabuğuma çekilmek zorunda kalsam da, arafın insanlarından olsam da...

İp sakallının yanında bir çıtır var. Koyu renk ojeleri bir kitabın sayfalarını çeviriyor ama göremiyorum. Gözlerim bozulmaya başladı iyice. Yine gözlük takmak istemiyorum, o kadar ki erteliyorum doktora gitmeyi. İkinci kez lazer olur mu ki acaba?

Mini eteğini çekiştiriyor yeni binen bir hatun. Bacakları ne kadar biçimli ama. Ben de şiştim kaldım, bir türlü kilo veremiyorum.

 

Bir de çevremdeki evli her kadın evlilik aşkı öldürüyor diye sözde beni uyarıp bir şeylere hazırlamaya çalışıyorlar. Pardon da zaten aşk diye bir şey yok!
 

Dergiye söz verdiğim dosyayı da ellemedim hiç. Aha da yıl sonu yaklaşıyor. Böyle tembel yazarı n'apsınlar!

İşte böyle daldan dala atlarken kafamın içindeki cin, yine kaçırdım durağı. Aceleyle yerimden kalkarken her zaman gördüğüm o uyarıyı da gözlerim yanlış okuyor: Bebekli kadınlardı doğrusu, emekli nereden çıktı kız ?

















İş sadece yazıları yanlış okumakla kalsa iyi. Bu ülkede yaşıyor olmak bile başlı başına travma sebebi maalesef.


Aslında ben böyle bir yazı da yazacak değildim; eğlenceli, mizahi, hafif, hatta ümitvar bir yazıcık yazmak istemiştim.  Belki başka sefere.










8 yorum:

  1. Bu ülkede yaşamak travma sebebi kesinlikle.

    YanıtlaSil
  2. Yanıtlar
    1. Yakinda onur listesine de girer miyim dersin bayağı aferin geliyo senden:)

      Sil
  3. neden olmasın?
    çalış, senin de olur.

    YanıtlaSil
  4. Size layık olmaya çalışacağım hocam:)

    YanıtlaSil
  5. üçyol ve üçkuyular... hep karıştırırım ben. poligon da böyle bir çağrışım yaptı işte, ne alakaysa...

    YanıtlaSil
  6. Yolun bu taraflara pek düşmüyor demek ki:)

    YanıtlaSil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)