11 Kasım 2014

HALELUYAH


Çok kötü geçen bir Ankara seyahatinden sonra sevgili kürkçü dükkanındayım. Babam için istediğimiz doktoru bulamadık, istediğim insanları ziyaret  edemedim. Hastalandım. Sadece haylaz yeğenlerimle bolca vakit geçirdim. Ve uçak yolculuğuna -ne kadar konforlu da olsa- hâlâ alışamadım. Beni bu konuda neyin rahatsız ettiğini bulmam lazım zira kara yolculuklarını da sevmiyorum :)

Ve hâlâ, bazı zamanlar, kendimi çok yalnız hissediyorum.

Atlantis sakini gibi, çoktan göçmüş bir adanın bir sakini...


Geçtiğimiz  üç ayda tecrübe ettiğim bir şey: Dertleri dillendirmek bir bakımdan sakıncalıysa da insan bunları birileriyle paylaşınca rahatlıyor biraz ve normalleşiyor. Kabulleniyor... İlk karşılaşma ânının şokunu zaman hafifletse de ehil biriyle paylaşmak, biraz gözyaşı dökmek de yardımcı oluyor... Ve önemli bir nokta: Negatif  ya da dobracı biriyle paylaşmamalısın sıkıntını. Tam tersi bir etki yapıyor çünkü:) Ehil'den kastım buydu...

Derdimi dinleyenlere teşekkürler.


*
Birden şaşırdım ve bakakaldım. Kesinlikle oydu ki şaşkın bakışlarıma " Evet, ben oyum." Diyerek bakışıyla cevap verdi. Babamı yalnız bırakamadığım için ve benden başka kimsenin tepki vermediğini görünce kendimden şüphelendiğim için yanına gidip soramadım. Ama Zekai Tunca olduğundan eminim. Belki de Türk sanat müzği ve halk müziği ile büyüyen ve onun ince zevkine vakıf olabilen son nesilden olduğum içindi bu.

*
Kötü firmaları olduğu kadar iyileri de söylemek lazım: Anadolu Jet'e bir artı; yaşlılara ve  hastalara verdiği güleryüzlü ve sabırlı hizmetten dolayı.

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)