18 Kasım 2013

İNSANIN, İNSAN CANINA DEĞER VERMESİ



Atlas okyanusunda, Brezilya'dan Rusya'ya kuru yük götüren Türk gemisinde, teknisyen elektrik akımına kapılıyor. Kaptan Ankara'yı arıyor. Ankara'dakiler de, ilgili uluslararası şeyi. En yakın AB ülkesi Portekizmiş, oraya haber veriliyor.


Portekizli kurtarma ekibi, 1.5 saat sonra gemiye ulaşıyor. Helikopterle. Bir görevli helikopterden iple iniyor ve yaralıyı sedyeyle alıyor. Zor ve dikkatle yapması gereken bir iş...

Görüntüler an be an ekrandan akarken, ben de böylece hikâyenin (gerçeğin) içine giriveriyorum. Belki de kurtulma şansı olmayan (Allah bilir ya, ağır yaralı deniyor) bir insan için koşturuluyor.

Tv'de izlediklerim geçiştirmelikler olduğu halde bu kez öyle olmadı; düşündüm: insan canı için, başka insanlar koşturuyor. Ne olduğu ya da olacağı önemli değil, insana yardım etmek önemli.

("İnsan canı size haram kılındı."…Hani, nerede! Bu hassasiyeti görmek ne kadar güç bu coğrafyada. Hele de bu ülkede... İnsan olarak hangimizin kıymeti var? Devletin, hükümetin, belediyesi, hastaneleri, memurları, milletvekilleri, ilgililer -yetkililileri, özel şirketleri… her tür kurumuyla bu devletin insanlarının onurunu, canını  umursadığı söylenebilir mi?...

Araba kullanırken uyuyakalıp öldürdüğü ve yaraladığı insanlara rağmen serbest kalan adamdan, tecavüzcülerin serbest kalmalarından, vergi yükü altında ezilmemize, şike yasasının değişmesinden başka aflara kadar… ilk anda bile akla ne çok olumsuz örnek geliyor… Sonra biz birbirimize karşı da aynı şekilde davranmıyor muyuz? Hakaretler, hiddetlenmeler, saldırmalar, yaralamalar, gasplar, öldürmeler… Kendimiz insan olmanın ne demek olduğunu bilmiyor, hatta kendimizi adam yerine koymuyoruz ki ...Nasıl karartmayacağız enseyi?)

9 GÜNLÜK BAYRAM

Annesinin bayram tatilinde, evde tek başına bırakıp gittiği Berk bebek açlık ve susuzluktan ölmüş.

Bebek 2.5 aylıkmış.

2.5 aylık bir bebeğin böyle zulümle ölmesinin Tanrı için ne anlamı olabilir ki?

(Anneye, gerek gayrımeşru bir çocuk dünyaya getirmesinden, gerekse bırakıp gitmesinden dolayı denmeyen kalmamış. Denebilir.  Peki ya baba? Peki ya dönüştüğümüz bu düşünmeyen,umursamaz, düşene tekme atan, iki yüzlü, vicdansızlaşan, erkek  zulmü ve hoyratlığı egemen toplum? Bence Tanrı mesajı bize göndermek istedi.)


BİR NAMAZLIK SALTANAT

Geçen hafta, arka arkaya iki günde iki akrabamı kaybettim. Cenaze sahiplerine âdet olan sözleri söyleyip teselli edeceğime onlar beni ediyor! Gözlerim doluyor, rimellerim akıyor anca o… Beklenmedik ölümler iki yıldır yakamı bırakmıyor. Elimde bir kitap var, kahramanına bir cümle söyletmiş yazarı. Ölüm ile bu cümleyi arka arkaya koyunca kafamın şalteri atıyor. Bir tek o cümle değil tabii. Toparlayamıyorum ama kafamdakileri. Bir yerde duymuştum: Ah, bir konuşabilse neler anlatacak!






14 yorum:

  1. insanlar ölmekten korkmalılar ama.
    bugün haberim oldu Antalya'daki o vahşetten.
    baba korkmuş güya anne korkmuş.3 kardeşe işkence yapmışlar yıllarca iki yaşındaki bebeğe tecavüz.kanım donuyor aklıma geldikçe.off!off!
    eninde sonunda ölmeyecekmiyiz.neden korkarda böyle bir zalimliğe boyun eyer insan.


    Başınız sağolsun.Allah ölümün bile hayırlısını versin derler.mekanları cennet olsun Narda.herşey boş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlattığın olayı duymadım... Gerçi artık benzerlerini sık sık duyuyoruz, yazık ki.
      Ben cezada kısastan yanayım.
      Amin.

      Sil
  2. Başın sağ olsun sözünü çok sevmem ama bu durumda söyleyecek başka bir şey bulamıyorum...

    YanıtlaSil
  3. şu an elimde ''ölümü düşünmek'' adlı kitap var. zaten uzun zamandır
    düşündüğüm , sezdiğim şeyleri fransız bir filozoftan okumak
    beni oldukça vurdu. verdiğin örnekler ve yaşadıklarını biraz olsun sezebiliyorum. ve insan
    olmanın çaresizliğiyle susuyorum :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen bir düşünce, bir olgu, bir kavram ya da olay aklınıza takılıyor ve sonrasında sürekli onunla ilgili şeyler, yönler çıkıyor karşınıza. İçe döndürüyor insanı...

      Sil
  4. çok haklısın.
    deli dünya işte.
    aman okuma böle şeleri.
    yaşama enercini kayboltmaaa.
    :)

    YanıtlaSil
  5. Benim genel bir düşüncem var. İnsanlar merhamet etmeyi unuttular. Klasikleşen ve dillerde gittikçe asıl anlamını yitiren "egosuna düşkün insanların artması" muhabbeti de var tabi.
    Merhamet.
    Başkalarının da canının olduğunu bilmek...
    İnsanı sevmek. Tek çare bu.
    Çarpıcı bir yazı oldu kendi adıma. Çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir çok şeyi unutmuşuz. Bazılarının varlığını bile bilmiyormuşuz. Merhamet, durup düşünmek, öfkeye hakim olmak gerektiğini bilmek... Kurtarma operasyonunu izlerken aniden hissettim, kendi canını tehlikeye atıyor aslında kurtarıcı... Kendimdeki eksikliği de gördüm sanırım.
      ben teşekkür ederim:)

      Sil
  6. Yanıtlar
    1. Sağol canım. Unutmaya çalışıyor hemen insan ama anılarım bile eksildi sanki...

      Sil
  7. başınız sağolsun..
    insanı vahşileştiren canavarlaştıran karanlık zihniyetleri değiştirmedikçe en ağır cezaları da uygulasanız pek fazla bişey değişeceğini sanmıyorum.. o öğretmen vahşi bir canavarlık yaptı doğru ama bence bu canavarlığın oluşmasında bu toplum çoğunluğunun çok ciddi bir katkısı olduğuna inanıyorum. örneğin yetişkin bir kadın doğasının gereği bir erkeği sever sevişir ve hamile kaldıktan sonra ola ki erkek te ayrılırsa, rahat, başı dik bir şekilde ailesine çevresine "ben bir erkeği sevdim seviştim ve hamile kaldım. babasıyla ayrıldık. kendim büyüteceğim" diyebilir mi? karanlık zihniyetler, yalancılık sahtekarlık ikiyüzlülük vahşilikler üretiyor ne yazık ki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asla bir tek kişinin suçu- sebep olması değil elbette...

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)