10 Eylül 2013

LAVROV DEMEÇ VERDİ

                                               

Lavrov, Türkiye'nin savunma haklarını ciddiye alıyoruz dedi. Konuştuğunu duydum. Rusça bilmediğim için alt yazıya güvendim. Merdivenlerden yükselirken, başım solda, LCD ekrana bakıyordum. Alt yazı geçiyordu. LCD ekran tv'ler ilk çıktıklarında  çok pahalı nesnelerdi ve öyle olur olmaz her yere koymuyorlardı. İçimden annemin sesiyle hey gidi günler hey diyesim geldi. Markası ünlü bir giyimevinden bir pantolon almayı tasarlamıştım.  Kılığıma çeki düzen versem iyi olurdu artık. Kaldı ki ye kürküm ye demişti aksakallılar bile, hem de ta ne zamanlardan. Eskiden Gorbaçov vardı bir de. Gorbaçov aşağı Reagan yukarı. Gorbaçov'u kafasındaki lekeden tanırdım.


Lavrov'un Rus ağzı açılıp kapanırken kiril alfabesi gözümün önüne geldi. Vaktiyle bir Moldovalı tanımıştım. Harika bir el yazısıyla günlük tutardı. Çevresindekilerin Rusçayı bilmediğinden emin olarak sere serpe  her fırsatta yazardı. O kadar çok ne yazardı acaba? Lavrov'a baktım. Adı mühim değildi. Rusya Rusyaydı işte. Türkiye içinse ne diyeceğimi bilemiyordum.  Nihayetinde ülkemdi ve seviyordum onu. Bana dışgözler lazımdı belki de.

Pantolonumun rengine karar verememiştim. AVM'lerin tek göz hesabına bir penceresi dahi yoktu ki gecesi gündüzü belli olsun; pırıl pırıl flüoresanların altında kumaşın gerçek rengi belli olmuyordu. Kapının yakınından şöyle bir gün ışığına çıkartsam iyi olurdu da alarm denen meret öterdi rezil olurdum sonra. Mor gibi duran kadifenin normalde bordo olacağını tahmin ederek kasaya yöneldim. Bu kesimde ve bu fiyatla bir daha ne zaman bulurdum ki. Tişörtlerin hali ise vahimdi. Seksenler ve doksanlardaki kadar. Herkes tek tip, yapacak bir şey yok, terziler bile kalmadı ki artık, modacıyım diyen sömürüyor, bir mendil diktiremezsin onlara, diyerekten kendimi avuttum. Çok satanların kitapçı ve müzikçisi el etti uzaktan. Girdim baktım. Durumu giderek kötüleşiyordu. Aradığım müzik disklerinin hiçbirine rastlayamıyordum burada. Bir adet kitap alıp çıktım. Onca dolaşıp da boş çıkarsam ayıp olacaktı sanki mağazaya.


Merdiven aşağıya doğru yürürken ekranı göremedim.  Lavrov'un sesinin yerini başka sesler almıştı. Otomatik kapıdan çıkar çıkmaz poşeti açtım. Pantolunum bordo renkliydi.





2 yorum:

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)