14 Haziran 2013

ZAMANI GELDİ Mİ?

İki gün önce bir yazı hazırlamıştım, büyük bir üzüntü ve endişeyle izlediğim Gezi Parkı olayları hakkında. 4 sayfalık gözlem ve fikirlerimi içeriyordu. Yayınlamaktan vazgeçtim son anda. Çünkü ne 4 ne 14 sayfayla bitmeyecekti söylemek istediklerim. Üstelik, bir tarafı tutmam istenecekti belki gelen yorumlarla, oysa Gezi Parkı protestoları, ilk günün ve polisin yapyanlış o ilk müdahalesi sonrasında, çok faktörlü, karışık, önemini katlayan bir olaylar bütününe,sürece evrildi...


Ülkem için en güzelini, en huzurlusunu istiyorum sadece. Kutuplaştıran, "ben yaptım oldu"cu sert söylemlerin bittiği, seçimleri yüzünden insanların aşağılanmadığı, hoşgörü efsanesinin içselleştirildiği bir ülke...

7 yorum:

  1. ben de yazımı yayınlamaktan vazgeçtim , sırf etiketlenmekten korktuğum için, şucu bucu denmesinden çekinmiyorum ama yorumlar abartılıyor bazı zamanlarda...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnternette ve duvarlarda öyle yazılar gördüm ki...

      Sil
  2. keşke yayınlasaydınız. medyanın üç maymunu oynadığı şu günlerde gerçek gözlemlere ihtiyaç yok mu sizce de? ben merakla bekliyorum yazdıklarınızı...

    sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Zeze, kısaca özetleyeyim o zaman: O ilk gün Gezi'de olup yeşili, parkı savunmak istemiştim çok. Sözde değil özde çevreci, antikapitalist, tepkisini düzgünce ortaya koyma cesareti ve enerjisi olan bir vatandaş olmak adına. Ertesi günkü polisin müdahalesi ise acımasız olduğu kadar anlamsızdı da! Hayret ettim. Başbakanın son iki yıldır iyice sertleşen, ötekileştiren tavrı da canımı sıkıyordu zaten.Ben yaptım oldu, bizim projemiz vb. söylemleri...Ama olaylar ilerledikçe iş çığırından çıktı: yağmalar,talanlar, işyerlerine, kamu ve özel mallara zarar vermeler, çocukları köprüden atmalar, yoldan geçenleri kolundan tutup zorla meydanlara çekmeler ve maalesef hayatını kaybedenler eklendi tabloya… Tepkisini,amacını ? böyle şiddetle ortaya koyanların durumu normal değil bence. Ve böyle karışık bir ortamda her şey toz duman.

      Sil
    2. bir dakika.. kimse kimseyi köprüden atmadı. koca bir yalan o iş. kimse kimsenin dükkanını işyerini de talan etmedi. Talan dediğin, yağmadır. ne varsa kaldırmak götürmektir. o da başka bir koca yalan. Beş can gitti, kaçı direnişçilerin işi? Ethem mi? dört metreden yatık atışla vurulan Ethem mi? Abdullah mı? Valinin can havli ile utanmadan önce eylemcilerde ateşli silah var dedikten sonra kafasına gelen gaz fişeği ile öldüğü anlaşılınca sus pus olunan Abdullah mı? Yoksa belediyenin kapatmayı unuttuğu çukura insanları kovalarken düşen gencecik komiser mi?
      Starbucks-lar hedef oldu mu evet oldu! olacaktır da. gelelim mala zarar verme işine. Hangi mal, candan daha önemli? sabahtan akşama kadar gaz, gazlı su yiyorsun, direnmeye karar vermişsin, barikat kuracaksın: Ne yaparsın? Barikat bu, sokaktasın eline geçerse onunla yaparsın bu işi. Barikatı kurduran mı kabahatli KURMAK ZORUNDA KALAN MI? O mala zarar veriyor dediğin adamlar, sabahın dördünde yedikleri tonla gaz ve sudan saldırıdan sonra, henüz onbeş dakika önce polis çekilmişken, Beşiktaş'ta söktükleri kaldırımları yeniden döşüyordu. kimse şiddet kullanarak tepki koymaya uğraşmadı ama karşılarında (karşımızda öyle bir şiddet vardı ki elindeki tüm araçlarla kendini savunmak zorunda kalırsan, kusura bakma arkadaş o kaldırım taşı sökülür!) Ha, Karşıyaka'daki AKP ilçe binasının yanması diyeceksin. hadi o olayın da bir arka planı var ama uzun sürer anlatması. iki tane salağın şaklabanlık yaparken sebep oldukları bir iş. Haklısın olmamalıydı oldu. en çok eleştiriyi de direnişten aldılar. Hayatını kaybedenlerin hesabını verecek olan da Emn. mensuplarıdır. Cana kast eden adam mı yoksa eylemci mi işi çığrından çıkardı sorusuna verilecek cevap zaten işi bitirir, konuyu kapatır. Yoldan geçeni ne yapacaklar kolundan çekip eyleme sokup? Gelsene dersin gelmem der olur biter. efendim kamı malı.. arkadaş ne mal canlısı insanlar-mışsınız dedirteceksiniz sonunda. 5000 yaralı, 5 ölü, gözünü kaybedenler, kolu kırılanlar, komada olanlar ve canını verenler.. hadi şu malları geri verelim canları, kayıpları geri verebilecek mi bunu ileri sürenler? 3 milyon insan sokaklarda ve polis saldırısı altındayken, yanan on tane dozer, beş otobüs ve dağılan üç dükkansa sadece, bu insanlara kızılmaz tebrik edilir şiddetten uzak durdukları için.

      Sil
  3. İlla insanları bir kategoriye bir sınıfa ayıracakları için en iyisi susmak gibi görünüyor bazen...sen kendini biliyorsun nasılsa başkasının yorumuna gerek yok, seni anlamayan insan zaten ne söylersen söyle kafasında kurduğu senaryoyla önyargılarıyla seni kendi istediği yere koyuyor,ve o kadar sabit fikirli olabiliyorlarki o fikirleri asla değişmiyor....İsterim ki aynı yargılama kendi başlarına geldiğinde gerçeği görüp hatalarını anlasınlar....

    YanıtlaSil
  4. güzel kardeşim keşke yayınlasaydınız...
    selam ile..

    YanıtlaSil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)