1 Nisan 2013

NE KADAR ÇIPLAKLIK...



"Herkes, hayatı boyunca kendi heykelini yontar."


Benzer bir cümleyi, bir paragraf halinde (ama ne paragraf!) Borges'ten okumuştum; 13 yıl önce, bir dergide. Kesip saklamıştım yazıyı.

O zaman, sadece cümlelerin büyüsüne kapılıp saklamıştım; yaşanmışlık adına bende ciddi bir yeri yoktu. Olsa olsa bir kılavuz olabilirdi, ilk gençlikte okurken çoğumuzun kapıldığı, inandığı bir yalpa yol...

Katıldığım yazarlık ve edebiyat atölyelerinde yol göstericimiz olan yazarlar, şunu söylemişlerdi:

"Edebiyatın, aslında sadece iki konusu vardır: Ölüm ve aşk."

Lafı nereye getireceğim? Şuraya: Kişioğlu, hep aynı soruları soracak. Hatta aynı şeyleri yaşayacak her insan. Ama çok benzer, ama az benzer şekilde, ama erkenden, ama geç…

Her insan bir şeyi kendi hayatı boyunca, değişik zamanlarda soracak, yaşayacak, öğrenecek… Birisi bunları sormaya,sorgulamaya başladığında, diğeri ona üstten bakıp gülümseyecek, kimisi neden bahsettiğini bile anlamayacak… Yaşayacak ve bakacak ki hayatı hayat olmuş, kendisi olmuş birden… 

                                                         ***

* Fizik tedavi merkezine bir kız bebek getiriyorlar. Kafası büyük, elleri, bacakları küçük. Yaşını tahmin edemiyorum bu yüzden. Hastalığını bilmiyorum. Yürüteçle yürütüyorlar. Kalçasında problem var. Önceki sabah yüzünde boyalarla getirdi annesi: kedi olmuş.


8 yorum:

  1. Yazmak delilik demem işte bundan, soyunmadan yazmak olası mı diye düşünüyorum son zamanlarda. Belki.

    YanıtlaSil
  2. Belkide bu yüzden çıplaklığı sevmeyişim sevemeyişim....

    YanıtlaSil
  3. Kendini soymak öncelikle deli cesareti gerektiren,özgüveni gelişmiş kişilerin işi.
    Yanlış ve doğrularıyla barışık olan
    özgüven sahiplerine mahsus bir girişim...
    Zira soyundukça,aralanan giz perdenden
    hedef alınacak, daha geniş bir alan belirlenecektir!

    Ne diyelim;
    'gazan mubarek ola...'


    YanıtlaSil
  4. Soyunma metaforuna şapka çıkarıyorum. Sahiden de öyle. Kendinden bahsetmek... Peki ama, tam olarak ne zaman çırılçıplak kalır insan? Kendisi hakkında her şeyi anlatabilir mi ayrıca?

    YanıtlaSil
  5. Heykeltraşlık fena değil aslında,hele kendini yontacaksa kişi..
    Bazıları da kendi putunu yontar ve döner ona secde eder. Yani heykeli puta çevirmemek gerek..!

    -Ya başkalarından söz ederken..?

    -Bebek için şifa dileyelim,şifanın sahibinden..
    Ve fotoğraf çok güzel.. Anlamlı..

    Böyle yazmaya devam et..:)

    YanıtlaSil
  6. Bazısı bu soyunma metaforunun o kadar cılkını çıkardı ki onların ağzından duyunca sahteliğin her seviyesini bir anda görmek mümkün oluyor. Sahte insanların samimiyetten bahsetmesi komik oluyor. İçimi giyindim diyor soyunmaktan bahsederken, o kadar iğreti duruyor ki, içini giyinme cesaretinden o kadar yoksun ki bakıyorsun sadece.

    Hayatın armağanı bu olsa gerek, her yaşında daha farklı şeyler görebiliyor yıllar evvel baktığı yerlerden.

    YanıtlaSil
  7. bunu çok yaptım, kendimi anlattım hep yazdıklarımda, zira kendimin içindeki kendime yabancı her şeyi bulmak ve tanımak istiyordum. bunu sessizce ve kendimle yapmam, kimseyi tanık etmemem gerektiğini anladım sonra. Kalbimi yazıyordum çünkü, ve o en değerli olanımdı. okuyan herkes bir diş izi bırakıyordu. Kalbimi köpeklerin önüne atılmış bir parça et gibi hissettiğim birgünde artık susmak gerektiğini anladım. bütün diş izlerinin tedavisi ne kadar sürer bilemiyorum ama canımın acısı hiç geçmeyecek gibi. soyunmak demek insanın kendisini anlatması, çok cezurca görülebilir ama bir o kadar da kendisine zalimce. bunu yapmaya niyet eden hiç kimseye tavsiye etmem. çok istiyorsanız semboller kullanın, doğrudan kendinizi hedef yapmayın hiç olmazsa. bir kere ortada çırçıplak kalırsa insan artık saklanacak hiç yeri kalmamış oluyor çünkü. nOt: yazmadan geçemezdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. güzel özetlemişsiniz.. mahremiyet duygusu ruhu koruyan bir şey bence...Olduğu gibi görünmek başka, olduğunu ortaya sermek başka, kim ne derse desin, hele de bir kadının, duvarları olmalı, zaman zaman ardına saklanacağı...

      Sil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)