15 Ocak 2012

169 NUMARALI OTOBÜS





Otobüs durağındayım. Yaşını yaşamış,dişini dişemiş tatlı bir hanım yanıbaşımda. Aman Allah’ım o ne güzel, bakımlı tırnaklar öyle, kendimden utandım vallahi. Neyse ki göz altlarıma kapatıcı sürmüştüm :)
 …………

Adres kartı çantamda. Bir durak için metroya bineceğim. Mustafa Bey iyi tarif etti gerçi, elimle koymuş gibi buldum.  Görüşme kısa sürüyor. Soğuk ve kapalı bir hava. Resim sergisine uğramıyorum bu yüzden, sırf bu yüzden. Ben böyleyim işte, nerde ne var takip et,sor soruştur, sonra dışarısı soğuk diye çıkma,çıktıysan da yolunu uzatmadan eve dön. Yalnız dönüş otobüsünde tam önümde bir karakter,
Sezen Aksu olsa bir beste çıkartırdı, bir romancı olsa kesin bir roman karakteri. Hani öyle bir akrabam (amca-dayı oğlu misal) olsun isterdim yani; dünya yansa bir tutam otu yanmayacaklardan. Tombul, kısaca boylu. Otuzunda var. Başında gri renkli bir bere.Dişlek. Tatlı da bir sesi var aslında. Konuşunca yaşı küçülüyor: Önce inen bir bayanı, yanındaki yaşlı kadına çekiştiriyor: “Amma da boyanmış. Podyuma mı çıkacak?” Kadın gülümsüyor,ben şaşırıyorum. Gerçi adam haklı, sapsarı saçlar,bembeyaz bir yüz,kıpkırmızı ruj ve kıpkırmızı ojeler, azıcık çiğ kalmıştı,oysa güzel yüzlü bir kızdı.

Sonra arkamda duran birine sesleniyor : “Kanki, yarın dönüyorum İstanbul’a. İzmir’e kız aramaya geldik bulamadık be.”  Şimdi bayan olmasam cevabı yapıştıracağım “ Sende bu lakaytlık olmasa belki bulurdun” diye  ama kıyafetim müsait değil. Karşısından gelen sözleri tam duyamıyorum. Bizimki elleri ceplerinde,otomatik kapı çarpar yazısının altında,kapıya dayanmış devam ediyor çekinmeden: “Bu İzmir işe yaramadı be. Tek bir isteğim gerçekleşmedi. Gideceğim yarın akşam….Balçova’ya daha var mı kanki?”

Hava Hastanesinin önündeyiz. Bizimki konuşmadan duramıyor. “Buralar zengin semti galiba ha kanki?”

“Elhamdülillah, fabrika sahibi değilsek de kimseye muhtaç değiliz.” diyeceğim, makyajım müsait değil, konuşamıyorum.

Yahu, bir insan karakterini yirmi dakikalık bir otobüs seyahatinde,çevresine bu kadar rahat yansıtabilir mi? Ben inerken, otobüsten inmesine yardım ettiği bir yaşlı adama  hâlâ  laf yetiştiriyordu :) Günüme renk kattın be abicim :p

10 yorum:

  1. :)Rahat insanlar... Öyle olmak lazım aslında. En fazla gülüyoruz işte, ötesi yok.

    YanıtlaSil
  2. Rahatlar evet, yarısı kadar lazım bana:)

    YanıtlaSil
  3. Gamsız olabilmek en güzeli sanırım :)

    YanıtlaSil
  4. Açıkçası ben isterdim gamsız olabilmeyi :)

    YanıtlaSil
  5. Bu adamı biri paylamaya kalksa, ona da verecek bir cevap bulur! :)

    YanıtlaSil
  6. Ne rahatlık ne gamsızlık bence. Zihniyet, zihniyet. Onun ben zihniyetine...:))

    YanıtlaSil
  7. galiba;
    otobüste etkilemeye çalıştığı biri varmış, bu kankisi de olabilir ama bir karşı cins olması daha muhtemel.
    o yüksek sesli rahatlık-sevimlilik ilanı bir türlü gerçekten öyle olamamanın verdiği eziklik kaynaklı "ben burdayım beni görmezden gelmeyin" çığlığı...gibi geldi bana. birilerinin konuşmaya karışmasını istemiş ama dileği gerçekleşmemiş sanırım:)
    bu kadarcık yazıdan bunlar çıkar mı? çıkar valla ama yanılıyor olma ihtimalim de azımsanacak gibi değildir, otobüste olsaydım daha iddialı konuşurdum:)

    YanıtlaSil
  8. Şule, adam öyle havadan, lakayt konuşmasa sevimli bile sayabilirsin :)Bulaşmamalı öylelerine bence de.

    Ooo,Avram Usta,siz hayatta mıydınız:)

    Efervesan; bak düşünmedim değil bu ihtimali:) Gerçi adam gerçekten rahat bir tipti,belliydi,ama biraz zorlama vardı,evet:)

    YanıtlaSil
  9. Adamı şehrin ve insanların sarhoşu olmuştur kesin. Alışkın değiliz biz öyle yerlere :)

    YanıtlaSil
  10. Parpali, yalan yok, İzmir'in en başta havası bile çarpar :)

    YanıtlaSil

Ölümü görün yazın bi' şeyler, üşenmeyin :)